Özel hayatın gizliliği başlıklı Anayasa madde 20 (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) kapsamında bakılmalıdır. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
Bu kapsamda, BKDS özel nitelikli kişisel verileri kapsadığı için ancak kanunla yapılabilir yönetmelikle yapılması Anayasa’ya aykırıdır. Ayrıca belirtilen yönetmelik gereği biyometrik yüz imzası üretilmesi sürecinin 01/09/2025 tarihine kadar yapılması gerektiği belirtilmiştir. Fakat ‘Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi Bilgilendirilmiş Onam Formu’nun 01/12/2025’e kadar tüm kişilere imzalatılması ve arşivlenmesini istemesi açık rızanın sonradan verilmesine izin verdiği için işleme Anayasa’ya aykırıdır.
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerine yollanan 14.07.2025 tarihli ve E-35235946- 410.07- 136584411 sayılı Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi konulu yazıda, ‘Kurumlarda eğitim alan tüm özel gereksinimli bireyler ile personelin yüz imzası üretilmesi sürecinin 01/09/2025 tarihine kadar tamamlanması gerektiğini belirtilmesi ve BKDS 01/12/2025 tarihinden itibaren ödemeye esas alınması personel ve eğitim alan tüm özel gereksinimli bireylere rıza değil, dayatma olduğunu göstermektedir.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda yer alan ‘ölçülülük’ ilkesine göre Biyometrik verilerin işlenmesi, toplanması ve saklanması amaçla orantılı olmak zorundadır. Belirtilen yönetmelikle amaçlanan açık ve net değildir. Ayrıca biyometrik veri işleme gerekliliği konusunda açık ve net bilgi verilmeden işlenmek istemesi ölçülülük ilkesini ihlal edecektir.
652 sayılı KHK madde 43/3 (3) (Ek: 2/12/2016-6764/10 md.) ‘Engelli bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine veya birimlerine kayıt ve kabul işlemleri ile engelli birey ve eğitim personelinin ders devam takibi, 1/9/2018 tarihinden itibaren biyometrik kimlik doğrulama sistemi veya kameralı görüntüleme sistemi ile yapılır.’ Bu doğrultuda veya bağlacının kullanılması kameralı görüntüleme sisteminin yeterli olacağı konusunda açıktır. Ekstradan biyometrik kimlik doğrulama sistemi hem kurumlar açısından ciddi bir maliyet doğurmakta hem de biyometrik yüz imzası üretilmesinin zorunlu ve gerekli olmadığını göstermektedir.
Anayasa Mahkemesi içtihatlarında, eğitim hakkının temel bir hak olduğu vurgulandığından bu hizmetin zorlayıcı koşullara bağlanması, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması anlamına gelir. Ayrıca yüz imzası üretilmesi hususunda bireyler yeterince aydınlatılmadığı ve yapılmak istenmemesi varsayımında bireyler için yüz imzası oluşturulmadığı için özel gereksinimli bireyler belli bir zaman özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden eğitim alınamamasından doğacak şikâyetler bir bütün olarak eğitim hakkının engellenmesi kapsamında ele alınabilir.
Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş kararlarında, kişisel verilerin işlenmesinin ölçülü, gerekli ve meşru amaçla sınırlı olması gerektiğini vurgulamıştır. Daha az sınırlayıcı bir müdahale olan kamera sistemi ile istenilen amaca ulaşılması da BKDS’nin gerekliliği konusunda şüphe uyandırmaktadır.
SONUÇ:
Yukarıda verilen bilgiler ve belirtilen yönetmelik ve kanunda BKDS’nin uygulamaları, yukarıdaki bilgiler doğrultusunda amacıyla çelişmiştir. Bu sistemin Anayasal düzeyde en çok özel hayatın gizliliği, rıza, ölçülülük ve veri güvenliği gibi temel haklara dayalı ilkeler yönünden sıkıntı oluşturacağı aşikardır. Uygulama durumunda, kişinin zorunlu hizmetlerden faydalanabilmek için biyometrik verisini vermeye zorlanması, anayasal hak ihlali anlamına gelebilir.
Yukarıda verilen bilgiler özet mahiyetinde olup, ayrıntılı bilgi için bizlere ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın